17 Eylül 2008 Çarşamba

Göç Yükü...




Adımlar arşınlıyor yolları. Hayallerin ardından bir kızıllığa yürüyor yalnızlıklarım. Berrak bir havada, güneş batmaya yüz tutmuşken hava birden kararır ya, karanlıktan daha beter bir sıkıntı çöker insanın içine. Masmaviyken gökyüzü, lacivert bir sema eksik olur üzerimizden. Karanlıkla maviliğin arasında bocalar âlem…

Bir nefes, bir nefes daha çekersin sigaradan. Yalnızlığa ve sessizliğe yollarsın dumanını. İçinden hasret katarsın biraz dumanına. Biraz aşk, bir tutam sevda ve biraz da hasret… İşte kıvamına gelmiştir. Tam da semanın başıbozukluğuna inat, kendi rengine bürünür yalnızlık. Durmaz olur içerde. Kendini dışarı atmak ister, kayıtsız ve biraz da sabırsızca…

Git şimdi. Özgür bıraktım dumanıma atıp seni. Tıpkı senin istediğin gibi… Bir sihir gibiydi oysa gecenin inişi. Yavaş yavaş, usul usul ve sessizce… Mor bulutların üstünde melekler ellerinde aşk taneleriyle bekleşirken ve kızıllıyla âlem beyazlığa söz vermişken yeniden karanlıklara gömüldü hanem… Rüzgâr öpecekken sevdalıların elerinden ve yağmur uzatmışken başını ahmakıslatanlara, yeniden bir kuruluğa hapsolur viranem…

Git şimdi. Ben göç yükünü sardım yalnızlığın. Akarken ıslak bir hüzün içten içe, tuzlu bir sevdanın hanesine uğradı gözlerim. Kapıları açan olmadı, terk edilmiş bir yuva ve uçan kuştan haber bekleyen bir ocak yakmıştı benden önce uğrayanlar. Bir hasret ateşinin başına bağdaş kurup oturup yalnızlığın hüznüyle eşeledim ateşleri. Üstünde közledim ellerimden dökülen yalnızlığın soğuk sessizliğini.

Ebruli bir hüzün ve yemyeşil bir sevda büyüttüm bir başıma. Habersiz olsun istedim. Kimseler bilmesin istedim ocakta pişen aşkın tadını. Kokusunu zapt edemedim oysa. Göç yoluna çıktı sevdamın iki kanatlı kokusu. Yayıldı iradesiz ve benden habersiz. Engelleyemedim. Kokusunu duymayan kalmadı eşeledikçe ve sustukça ben. Herkes halimi sordu sen benim hallim için ferman vermişken. Zaten senin için pişen aşk, senden yana meyletti istemsiz. Ben büyüttüm, yeşerttim ve tam meyveye duracakken dallar, hiç erinmeden uzandı eller çiçeklerime. Kırıldı ya dallarım, ses edemedim.

Ses edemedim ve kaybettim.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Bazen ses çıkmıyor değil mi kardeşim. Çığlıklar boğazda düğümlenip kalıyor. İsmini haykırmak istiyorsun bazen ama o da çıkmıyor ki. Hem çıksa kim duyacak ki senden başka. Aşk ne kadar güzelse o kadar da acı verici. Acılarına derman bul artık kardeşim. Unut artık geri gelmeyenleri. ama bi taraftan da işime geliyor biliyor musun? sen böyle feryat ettikçe ben aşk'ın gerçek anlamını daha bir kavrıyorum sanki. Kardeşim! Gönlü güzel, huyu güzel kardeşim. Allah aşkına aşk versin ve aşkına layık aşıklar versin. Ş.Sadi.

Adsız dedi ki...

Uzun zamandır giremiyordum sayfanıza. İyi ki girmişim hocam. Size özgü bir ses buldum yine satırlarınızda. Bana öyle geliyor ki her nerede okursam imzasız da olsa sizin yazılarınızı tanıyabilirim gibi geliyor bana. Bu ahenk benim en çok sevdiğim şey oldu. Konuşurken bile gündelik yaşamda şiirselliği sürdürmek istiyorum. Yüreğinize sağlık Hocam. Görüşmek dileğiyle.
Yasemin Güzelyalı

mari dedi ki...

Git demek bu kadar kolay olsaydı keşke...
git demek kolay olsa bile gidenin arkasından bakmak...
Asla dönmeyeceğini, dönemeyeceğini belki de, bile bile arkasından bakakalmak...
son zamanlarda düşünür dururdum giden mi olmak ,kalan mı olmak iyidir diye, kalandım ben ve gideni anlamaya çalışıyordum aylardır sonra bugün tesadüfler silsilesi sonucu yazınızı okudum.
Bir kere daha doğrulattı kendi kendime edebiyatın acılardan çıktığını bana bu yazı.
Evet bu sefer kalandım ben, geçmişte bir çok kez giden de olmuştum.Bu yüzdendir gideni da anlamaya çalışmam.
Belki de kaderdir bu, Dünyevi aşklar ya aşk değillerdir ya da yarım kalırlar.
Yine de giden olmanın da bir hikmeti vardır. belki bu hikmet insana duyulan aşktan yola çıkmak ve bu yolda öğrenmektir aslolan gerçek aşkı.
Ve suskun kalmayı öğrenmektir asolan aşkın ne olduğunu öğrendikten sonra...
sahipsiz bir ruh gibiordan oraya savrulurken alemde aslolan aidiyeti öğrenmektir...

Adsız dedi ki...

ölümü özlemeyen aşkı anlayamazı okumuştum..
bu aşk..böylesi bir aşk var idi orada da..
O'nun aşkıyla aşık olmak. O'nun güzelliğine aşık olup bir canda O'nu aramak..yüreğine aşkla baktığında O'nu bulmak O'na varmak..

Harika bir yazı ..Hayran bırakıyor.. Yüreğinize gönül kaleminize sağlık..

büşra..

AŞK'A ŞİİR AŞK'A SEMA