
Eylül… On sekiz Eylül… Sonbahar bu, yaprak dökümü zamanı… Rüzgârın emrine âmâde, sararmış yaprakların göç zamanı… Hazin bir hüzün zamanı, hazanın doğum zamanı… Hüzzam nağmelerinin gönül tellerini titretme zamanı… Yalnızlığımın dökülen yapraklara muhtaç olma zamanı… Yolların ayrılma, ruhların ölümle dirilme zamanı… Tükenişin adı… Çürümenin kerahat vakti… Yağmur mevsimi, tükenişin adı… Benim mevsimim sonbahar. Eylül, benim ayım. Hüzünlerimin ve sensiz ağlayışlarımın doruk vakti…
Aşk bir dost, aşk bir düşman… Kalplerin sönme zamanı yaklaştı tıpkı benden gidişlerinin ayak sesleri gibi… Vedaların suya salındığı, gülüşlerin saklandığı ve mutlulukların sandıklara kaldırıldığı bir mevsim şimdi gönlüm… Yangınlar büyük sonbaharda güneşin yokluğuna rağmen. Kül rengi bulutlar misafir oldu ufkuma. Başımın üstünde dönen bilinmezlikler… Resimlere hapsolmuş gülüşlerin dağıtmıyor bu hüznü.
Gelmiyorsun. Bekledim. Bir asır bekledim. Sayamayacağım sayılar kadar bekledim. Bir selam, bir gülüş, bir öpüş bekledim. Gelmedin ve biliyorum ki gelemedin. Bekleyişlerinden haberdardır gönlüm. Ruhaniyetlerden istimdatlar çoğalmıştır bu sıra. Sırrına sırdır zihnim ve dualarına duakârdır dillerim. Dileklerimiz aynıdır yaşamın kıyısında ve bir yol üstünedir yürüyüşlerimiz. Dalından kopmuş çaresiz bir yaprak olmamak içindir çırpınışlarımız ve yanmamak içindir cehennem misali ateşlerde sessiz gözyaşlarımız. Aslına sadık bir nesilsin sen ve sulbüne sadık bir bende. Dirayetine ve hassasiyetine hayran olduğum ve ölene dek ayrı kalma pahasına da olsa kararlılığına kurban olduğum sevdiğim! İstimdatlarına ve kimselere göstermeden dua dökülen dudaklarına hayran olduğum sevdiğim! Sırrına sır bil beni ve katık et dualarına “âmin” diyen ben bendeni.
Aşk bir dost, aşk bir düşman… Kalplerin sönme zamanı yaklaştı tıpkı benden gidişlerinin ayak sesleri gibi… Vedaların suya salındığı, gülüşlerin saklandığı ve mutlulukların sandıklara kaldırıldığı bir mevsim şimdi gönlüm… Yangınlar büyük sonbaharda güneşin yokluğuna rağmen. Kül rengi bulutlar misafir oldu ufkuma. Başımın üstünde dönen bilinmezlikler… Resimlere hapsolmuş gülüşlerin dağıtmıyor bu hüznü.
Gelmiyorsun. Bekledim. Bir asır bekledim. Sayamayacağım sayılar kadar bekledim. Bir selam, bir gülüş, bir öpüş bekledim. Gelmedin ve biliyorum ki gelemedin. Bekleyişlerinden haberdardır gönlüm. Ruhaniyetlerden istimdatlar çoğalmıştır bu sıra. Sırrına sırdır zihnim ve dualarına duakârdır dillerim. Dileklerimiz aynıdır yaşamın kıyısında ve bir yol üstünedir yürüyüşlerimiz. Dalından kopmuş çaresiz bir yaprak olmamak içindir çırpınışlarımız ve yanmamak içindir cehennem misali ateşlerde sessiz gözyaşlarımız. Aslına sadık bir nesilsin sen ve sulbüne sadık bir bende. Dirayetine ve hassasiyetine hayran olduğum ve ölene dek ayrı kalma pahasına da olsa kararlılığına kurban olduğum sevdiğim! İstimdatlarına ve kimselere göstermeden dua dökülen dudaklarına hayran olduğum sevdiğim! Sırrına sır bil beni ve katık et dualarına “âmin” diyen ben bendeni.
