Nazan Bekiroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nazan Bekiroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2010 Pazartesi

Lâ "Sonsuzluk Hecesi"



“…belliydi Onun geleceği; çünkü gelmeyecek olan böyle beklenmezdi.”

Susuzluğumun Efendi’si… Serendip yollarında Âdem misali ve mislice Âdem gibi yoluna düşmüşlüğüm… Havva misali beklemişliğim ve dahi Âdem misli aramışlığım, Efendim… Beklemişliğimin Efendi’si… Gelmeyişlerin Sultanı…

“Lâ”nın dilinde ağaçlar dizildi sözcüklerimin özüne. “İllâ” demek istedi ağaçlar. Sustu evren, kâinat hepten dile gelirken. Sürgündeyim hala. Hala Havva’sını bekleyen Âdem ya da Âdem’e yürümek isteyen Havva gibiyim. Tek farkım sürgün edilmemek gerçek bir cennetten. Serendip yolundayım sanki, tıpkı ilk günahın sahibi, ilk sürgün ehli gibi. Dur durak bilmeden sana geliyorum ve dur durak bilmeksizin seni bekliyorum. “…Belliydi Onun geleceği; çünkü gelmeyecek olan böyle beklenmezdi.” diyor “Sonsuzluk Hecesi”

Sözcük sözcük seni derliyorum sayfalardan. Bir daha ve bir kez daha okuyorum Âdem diliyle kaybedilmiş sevdayı. Sana “Kelimeler Kitabı”nın unutulmuş her sözcüğüyle yaklaşmaya, yol bulmaya çalışıyorum; ama Âdem değil ki dilim. Yetmiyor ve yetişmiyor ve hatta yetemiyor ve yetişemiyor zihnimdeki hazinem. Ağaçlar ses veriyor kendi sözcükleriyle ve kendi kokularını sunuyorlar seni tarif edebilmem için: mür, kâfuru, taflan, tarçın, sedir, huş, filbahri… Hele o kâfuru sözcüğü düşünce zihnime, önce yeni bir âlem peyda oluyor her yerden. Yeni toprağa yeni kökler salınıyor, yeni dallar türüyor gövdelerden. Taze dallardan taze çiçekler patlıyor ve kokunu salıyorlar zihnime yeniden.

Efendim! Gelsen de gelmesen de cennetimsin kâfuru ağacıyla süslenen. Kaderin kaza oku nerede rastlarsa rastlasın bir hûri ya da gılmansın cennetin nimetinden. En çok da Efendi, en çok da Efendimsin hem de ezelden. Tâ ezelden…

AŞK'A ŞİİR AŞK'A SEMA