11 Ocak 2010 Pazartesi

Yoksun, Varsın...


Yoksun… Hep olduğun kadar ve hiç olmadığın kadar yoksun. Yaşayacağın kadar ve içimde yaşatamayacağım kadar yoksun. Yaratılmış olsaydın bulurdum seni, nefes üflenseydi sana ve bir beden biçilseydi ruhuna, bulurdum ya seni, yoksun.

Yoksun… Babasız bir çocuğun bayramları gibi boşsa yaşamım, konacak bir çiçek bulamayan arının kanatları kadar kuruysa sadağım ve rüzgârın taşıyacak bir bulut bulamayışı kadar durgunsa semalarım, yoksun.

Yoksun… Oğlunu toprağa vermiş bir ana gibiyse gözümde gözyaşlarım, kalemim öksüz büyümüşse senden uzakta ve bir dirhem çekirdeğe ulaşamayan yavru bir kuşsa kanatlarım, yoksun.

Yoksun… Yaşam zehirliyken sensizlikte, bir güneş bile doğmuyorsa gecelere, haramiler yolları kesiyorsa ve Ebrehe’nin ordusu fillerle saldırıyorsa vücuduma, çıkmıyorsan bir ebabil gibi, yıktırıyorsan içimdeki Kabe’yi, yoksun.

Yoksun… Gönlüme büthane yaptılarsa mezalimden, ruhuma mengeneler koydularsa hayalimden ve ışığa gölge koydularsa zülalimden, yoksun işte, yoksun.

Sen varsın sevgili! İçimdeki boşluk dolmuyorsa başkalarıyla ve hayalin geziniyorsa satırlarımda, sen, hiç olmadığın kadar ve hep olacağın kadar varsın. Varsın sevgili, hep varsın.

21 Aralık 2009 Pazartesi

Etme



“Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme
Başka bir yâr, başka bir dosta meylediyorsun, etme”

Ettin Sevgili! Gidişinle mahvettin evrenimi. Ettin Sevgili! Tarumâr ettin gönül denen virâneyi. Tek bir gidişin, defalarca çarptı kalbimi. Ettin sevgili! Hâk ile yeksân ettin âlemi. Toprak kalmadı susuzluğuna çatlayacak ve su yok toprağın bağrında kimsesizliğime ağlayacak. Ateşi mi düşürdün kaderime? “Etme” sevgili! Hal mi kaldı kordan gönlüme, aşkının ateşinde kül olacak? Ettin sevgili! Terk ettin mülküne adanmış yüreciğimi.

“Ey ay felek harap olmuş, ziyan olmuş senin için
Bizi öyle harap, öyle ziyan ediyorsun, etme.”

Ettin Sevgili! Gidişinle harap ettin bendeni. Ettin Sevgili! Önce var ettin, sonra talan ettin şu bedeni. Bir gülüşün içindi var olmuşluğum. Ettin Sevgili! Gülüşünsüz karanlığa mahkûm ediverdin bu âvareyi. Sevgili! Yaktın ya beni. Yanışımdan ateş bile kalmadı hârını gönlüme saracak. Hâr kalmadı közlerin içinde sensizliğime yanacak. Ettin Sevgili! Yok ettin sevdaya saklanmış ömrün son matemini. Ettin Sevgili! Kahrettin gönlümdeki Kabe’yi.

“Ey makamı var ile yokun üstünde olan
Sen varlık sahasını terk ediyorsun etme”

Ettin Sevgili! Gidişinle yerle bir ettin sükûnetimi. Ettin Sevgili! Önce âşık ettin, sonra Mecnûn’a çeviriverdin ya beni. Cin kökünden türettim ismimi ve Leyla’ya saldım çöllerde bulduğum mâtemimi. Ettin Sevgili! Yokluğunu varlığına üstün ettin ve “Etme” desem de ettin Sevgili. Ruhumu kabzettin Azrail gibi. “Etme” sevgili! Âlem-i emr hakkına ziyan etme bîçâreni.

“Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Sen ayın da evini yıkmayı kast ediyorsun, etme”

Ettin sevgili! Canıma kast ettin. Susuşunla emrettin dilime ve gidişinle pervane ettin dönüşlerine. “Etme” Sevgili! Yakıp kül, yakıp kul etme beni. “Etme” sevgili! Terk edişinle karartma güneşimi. Hani Şems Sevgili? O terk etti mi aşk denen kâşaneyi? “Etme”, etme Sevgili! Yıkma içimde var ettiğin aşk beldesini.

“Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen, hırsızlık ediyorsun, etme”

Ettin Sevgili! En büyük hırsızlığa değdi gözlerin. Çaldın, çırptın, yaktın, yıktın, savaşlar çıkardın belde-yi aşkta. Ettin sevgili! Türâb ettin can havliyle sana ıslanmış yangın yerini. “Etme” sevgili! Boynu bükük bırakma gülşenimde sen diye açan aşk güllerini. Gitme sevgili! Etme Sevgili! Terk etme bizi.

AŞK'A ŞİİR AŞK'A SEMA