26 Eylül 2008 Cuma

Gecemi Süsleyene ve Geceye Ait Sözcüklere...



Gece yaklaşıyor bir minarenin aleminden. Gece yaklaşıyor bir suyun akissiz huzmesinden. Gece yaklaşıyor sevgili! İki martının aşkla süzülüşünden… Gece sevgili… Gece… Ben geceleri seninle sevdim. Kandillerin ve mahyaların ışıklarının arasında buldum gözlerini. Kandil Sevgili… Gece…

“Şeb-ârâ” dedim sana “Gecemi süsleyen”, ben geceleri seninle sevdim. Geceyi süsleyen sözcükleri, geceye ait olanları ve geceden parçası bulunanları…

“Şeb-i aşk” dedim senli gecelere, senden uzak geçenlere “Şeb-i gâm”, bazen “Şeb-i mâtem” oluverdi zaman… Ben sözcükleri seninle sevdim.

“Şeb-i deycûr” oldu geceler “Kara Karanlık”. “Şeb-i firâk”ta âhlarım semâya yükseldi, adına “Ayrılık Gecesi” dedim. Ben geceleri seninle sevdim.

“Şeb-dîz” dedim adına, “Gece Renklim”, “Şeb-efrûz”da yakıştı sana, öyle bir “Aydınlık Gecesi” peyda oldu. Ben aydınlığı seninle sevdim.

Bense “Şeb-engîz” oldum, bir yarasa… Karanlıklara yürüyüp “Şeb-gerd” oldum, seni ıslıkladım yollara ve kaldırımlara. “Şeb-gîr” olup uyumadım, sana doğru kervanlar yolladım hayal sahralarında. Ben hayalleri seninle sevdim.

“Şeb-hân”a döndüm, “Şeb-hâne”lerde sabahladım, “Şeb-hûn”lara uğradım, karabasanlar yedim. “Şeb-rev”lerle yoldaş oldum, onlara seni heceledim. Ben sözleri seninle sevdim.

En son, gece sabaha ulaştı bir minarenin aleminden. Martılar süzülmeyi bıraktı ve suyun huzmesi renk attı sensizliğimde. Müezzinler sabâ makamına bastı ve ben bir “Şeb-nem” olup yanağına kondum.
Sevgili! Ben geceleri seninle sevdim. Gecemi süsleyen sözcükleri, geceye ait olanları ve geceden parçası bulunanları… Ben geceleri seninle sevdim.

25 Eylül 2008 Perşembe

Su, Sevgili..!



“Başıma öyle bir belâ verdi ki Hak
Efsâne-i Leylâ ile Mecnûn’u unuttum”
(Emre)


Su ver bana sevgili. Asırlardır hasretinle yangınım. Gecelerin katran karasında bir kibrit alevinde izini sürdüğüm… Yollarda arayıp çöllerde bulamadığım sevgili! Gülüşünden bir damla sevda der bana. Yüzyılların kehanetleriyle mesellerde soluğunu soluduğum sevgili, kokundan bir burcu ver bana. Âşıkların musarra beyitlerinde gözlerinin alevini aradığım ve bir mumun şavkında sevdanın rengiyle ismini gazellere kazıdığım sevgili! Mükâfatını evrene saldığım, azâbını mahşere doladığım sevgili! Sevgili..!

Sana sevdalı bu cânın mahlası yoktur zeminde. Sana sözler dizen âcize senin aşkının soluğu üflenmişken, senden başka mahlas bulunur mu fikrimize! Seni methedecek sözleri bulamam karanlıkta. Sen olunca sözün içinde, senden güzel söz bulunmaz dizelerde. Sözlere ve dizelere, âlemin zeminine ve zamana, fikrimize ve zikrimize güzellik katan sevgili! Ahsen’ül kassâs gibi bir kıssa yazdır bize ki kıssamızda sensiz girizgâh bulunmasın. Ebû Leheb’in ellerinin kuruyuşu gibi kurutma aşkımızı, Cafer’e tayyar isminin verilişi gibi dizeler arasında uçur sevdamızı.

Başıma öyle bir belâ verdi ki Hak olan Allah, Leylâ da kalmadı bende Mecnûn da. Belâ’lar belî olmadan yetişemiyorum sana. Leylâlar ve Mecnûnlarsız erişemiyorum aşkına. Sevgili! Eriştir beni aşkına. Tâ ki koyayım mührünü Süleyman’ın ve kuşlarla yollayayım sana senin için atan yüreciğimi. Eriştir Sevgili! Tâ ki verip asayı Musa’ya, senin aşkınla yarayım ben de denizleri. Sevgili! Bir damla su… Su sevgili… Sevgili… Su…

AŞK'A ŞİİR AŞK'A SEMA